S aç ekiminde donör bölge, saçsız alan için ekilecek saç köklerinin çıkarıldığı alandır. Saç ekimi planlamasının ve uygulamasının bir parçası olan donör bölge verici bölge olarak da bilinir.

Donör, kelime anlamı olarak verici demektir. Kan, organ ve doku bağışlayıcı ya da verici anlamına gelen donör, saç ekimi için kullanıldığında ekilecek köklerin alınacağı bölgeyi ifade eder.  Saç yapısına uygun olması nedeniyle ilk tercih edilen ense bölgesindeki kıl kökleri olsa da, bugün vücudun diğer bölgelerindeki kıl kökleri de saç ekiminde donör bölge olarak kullanılır.

Saç Ekiminde Donör Bölgenin Önemi

Başarılı bir saç ekimi operasyonu, donör bölge olarak kullanılan alandaki kıl köklerinin yoğunluğu ile ilişkilidir. Saç ekimi yapılacak alanda yoğun bir görüntünün oluşması için donör bölgeden alınan greftlerin de yoğun saç kökleri içermesi ekim başarısını artırır. Donör bölgenin yoğunluğu saç ekiminde bir avantajdır. Dolayısıyla donör bölgenin saç ekiminde ne kadar önemli olduğunun da göstergesidir.

Donör Bölge Nasıl Tespit Edilir?

Saç ekiminde donör bölge olarak kullanılacak alan tespit edilirken, öncelikle saç yoğunluğu analiz edilir. Saç yoğunluğu analiz edilirken, densitometer ve mikroskop gibi tekniklerden yararlanılsa da Norwood Ölçeği saç analizinde birinci tercihtir.

Norwood ölçeği kellik seviyesini derecelere ayırırken, bir yandan da ense bölgesinin ekim için elverişli olup olmadığının ipucunu verir. Saç ekiminde donör olarak kullanılacak ilk alan ense bölgesi olduğundan, donör bölge tespitinde ilk olarak ense bölgesi analiz edilir. Norwood ölçeğine göre ense bölgesini analiz etmeye çalışırsak, aşağıdaki tablo yol gösterici olacaktır.

saç ekiminde donör bölge

Norwood ölçeği

Tabloya bakıldığında, dökülme seviyesi arttıkça, donör bölge olarak kullanılacak ense bölgesi genişliğinin azaldığı net bir şekilde görülmektedir. Tabi donör bölge tespit edilirken, sadece ense bölgesinin genişliği veya darlığı baz alınmaz; köklerin yoğunluğu veya saçın yapısı da göz önünde bulundurulur.

Donör Bölge Tespit Edilirken Göz Önünde Bulundurulan Özellikler

Saç ekiminde donör bölge tespit edilirken,  donör bölgenin genişliği kadar, varolan donör bölgedeki kök yoğunluğu ve saç yapısı da dikkate alınır. Greftlerin çoğunun fazla saç köküne sahip olması veya saç yapısının kalın olması donör bölgenin ekim başarısını etkiler. Bu nedenle saç ekiminde donör bölge seçilirken bu iki özellik devreye girer.

1. Saç Kalınlığı (Kalibre)

Donör bölgesindeki saç kılları kalın olan kişiler, ince ve zayıf saç yapısına sahip olan kişilere göre daha avantajlıdır.

Örneğin; farklı kıl yapılarına sahip olan iki kişiye aynı sayıda greft (saç köklerinin bulunduğu yuva veya doku) ekildiğini düşünelim, daha kalın kıl yapısına sahip olan kişide, her zaman ince kılları olan kişiye göre daha yoğun bir bir görüntü elde edilir [1].

2. Donör Bölgenin Yoğunluğu

Donör bölge yoğunluğunda hem cm2 başına düşen greft (köklerin bulunduğu yuva) sayısına hem de cm2 başına düşen saç kökü (greft içerisinde yer alan kök) sayısına bakılır. Cm2 başına düşen greft yoğunluğu ile bu greftlerin sahip olduğu kök sayısı ne kadar fazlaysa, donör bölge (ense bölgesi) saç ekimi için o derece uygundur.

Ekim için uygun donör bölgesine sahip olan kişilerde greft veya saç kökü sayısı kaçtır? Kişi kendi gözlemleyerek bu sayıyı bulabilir mi?

Donör bölge üzerine yapılan araştırmalarda genellikle saç ekimi için uygun greft sayısının cm2 başına 40, kök sayısının ise cm2 başına ortalama 80-100 arası olduğunu söylüyor [2]. Donör bölge tespiti yapılırken, saç kalınlığı veya yoğunluğu densitometer veya bilgisayarlı mikroskop gibi gelişmiş teknikler aracılığıyla ortaya konulur. Ne yazık ki kişi kendi gözlemleriyle ne kadar saç köküne veya grefte sahip olduğunu göremez. Ancak saç arasından deri yüzeyinin ne kadar göründüğüyle saç yoğunluğunun ne ölçüde olduğunu tahmin edebilir.

Yapılan araştırmalar aynı şekilde; greftlerin sahip olduğu kök sayısının, greft sayısından daha önemli olduğunu da söylüyor. Bir örnekle açıklamak gerekirse; farklı kıl yapılarına sahip olan iki kişiye aynı sayıda greft (saç köklerinin yer aldığı yuva) ekildiğini düşünelim; daha fazla (4-5) saç köküne sahip grefti bulunan kişiler, daha az (1-2) saç köküne sahip grefti bulunan kişilere göre daha uygun bir donör alana sahiptir.  Anlaşılacağı üzre; yoğunluğu belirleyen greft sayısı değil, greftlerin içerdiği kök sayısıdır. Bir greftin sahip olduğu kök sayısında ise en temel belirleyici; etnik köken, yaş ve genlerdir, bu nedenle yoğunluk kişiye göre değişiklik gösterir.

Saç Ekiminde Donör Bölge Olarak Kullanılan Alanlar

Saç ekiminde kullanılan en yaygın donör bölge ense bölgesidir. Ense bölgesindeki saç köklerinin yetersiz olduğu durumlarda ise; vücut kıllarıyla ekim doktorlar tarafından pek tercih edilmese de, saç ekimi işlemlerinde bir alternatif olabilmektedir. Dolayısıyla saç ekiminde donör bölge olarak kullanılan alanları 2’ye ayırmak mümkündür.

  1. Ense
  2. Vücut Kılları

Ense

Saç ekimi operasyonlarında saç yapısına uygun olması nedeniyle ilk tercih edilen donör bölge ense bölgesidir. İki kulak arası kısım genetik dökülmeye karşı dirençli olduğundan, ekim için bu bölge kullanılır.

Ense bölgesi neden genetik dökülmeye dirençlidir?

Saçlı derinin arka ve yan kısımında bulunan yuvalarda (foliküller) testosteron reseptörleri bulunmadığından, bu bölgeler genetik dökülmeden etkilenmezler. Başın üstündeki yuvalar ise testosteron reseptörlerine sahip olduğundan, genetik olarak yatkınlığı bulunan kişilerde, bu bölgeler kellikle sonuçlanan dökülmelere maruz kalır.

Ense bölgesinin ise belirli yerleri ekim için uygundur. Bu nedenle ekime geçilmeden önce donör bölgenin güvenli sınırları belirlenir. Güvenli sınır, ekim için saç köklerinin yoğun olduğu alanı işaret etmek için kullanılan bir kavramdır. Bu güvenli sınır sıklıkla şu şekilde belirlenir;

Donör alan

Kafatası ortadan ikiye ayrılacak bir şekilde çizilir ve iki eşit parçaya bölünür. Tepe bölgesinin biraz aşağısı, ense kökünün biraz yukarısında kalacak bir şekilde, yaklaşık 6-8 cm solda, 6-8 cm sağda olmak üzere, toplam 12-16 cm uzunluğunda,  6 cm+2cmm genişliğinde hilâl şeklinde bir alana denk gelir. İşlemin hedefine göre bu alan azalabilir de artabilir de. Gerekmedikçe özellikle de genç hastalarda güvenli sınırın dışına çıkılması ise önerilmemektedir [3].

Vücut Kılları (Ense bölgesi yetersiz)

Saç ekimi donör bölge yetersizliği sorunu çekiyorsa, devreye vücut kılları girer. Vücut kılları saç ekiminde, ense bölgesinin yetersiz gelmesi ya da ekim yapılacak alanın geniş olması nedeniyle başvurulan bir alandır. Vücut kıllarının kullanıldığı bir ekim, doktorlar tarafından pek tercih edilmese de donör bölge olarak saç ekimi için bir alternatiftir.

Vücut kıllarının hangi bölümleri donör olarak kullanılır? (Yoğunluk Sorunu)

  1. Sakal
  2. Göğüs-Karın
  3. Bacak-Kol-Omuz
  4. Pupik

Vücut kılları daha çok saç sıklaştırma amaçlı tercih edilir. Sadece vücut kıllarının kullanılması, standart baş donöre kıyasla düşük kalitede bir sonuca neden olacağından, hasta nitelik ve nicelik bakımından ense bölgesi kadar eş değer bir sonuca ulaşmayacağını bilmelidir. Bundan dolayı da vücut kılları ya ense bölgesine ek ya da bir kaç bölgenin birlikte kullanılmasıyla tercih edilir.

Sakal

Sakal, saç ile olan benzerliği nedeniyle vücut kılları arasında en iyi kaynaktır. Fiziksel özellikleri ve yaşam döngüsü saç ile benzer olduğundan vücut kılları arasında ilk tercihtir. En uyumlu bölgesi ise çene altı kıllardır.

Göğüs ve Karın

Sakaldan sonra, tercih edilen vücut kıllarından biri de göğüs bölgesidir. Yapısı gereği saçtan farklı olsa da sıklaştırma amaçlıı yapılan ekimlerde işe yarama oranı yüksektir.

Bacak-Kol-Omuz

Bacak, kol ve omuz kıllarının kullanıldığı ekim operasyonları sayısı oldukça azdır. Göğüs ve karın bölgesi gibi farklı yapıya sahip olmasının dışında, farklı olarak daha seyrek bir konuma sahiptir.

Pupik

Pupik bölgesi, kasık ve cinsel organı ifade eden bir kelimedir. Bu bölgede bulunan kıllar da vücudun diğer bölgelerindeki kıllar gibi saç ekiminde donör bölge olarak kullanılabilir.

Vücut kılları kullanılarak yapılan saç ekiminde, saçlar baş ve sakal kılları gibi uzamamaktadır. Saçlar kısa tutulursa görsel açıdan daha iyi görünme sağlanabilir. Buna rağmen, vücut kılları genellikle saçsız bölgedeki ihtiyaçları tam olarak karşılamada yetersiz kalmaktadır.

Saç Ekiminde Donör Bölgeden Kökler Nasıl Çıkarılır?

Ekim için uygun donör alan belirlendikten sonra, sıra belirlenen bölgeden köklerin zarar görmeden çıkarılmasına gelir. FUE yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen bu süreç ise 3 adımda ilerler.

1. Donör Bölgenin Hazırlanışı

Donör alanın belirlenmesinden sonra, bölge yaklaşık 3 mm uzunluğunda tıraşlanır, dezenfekte edilir ve lokal olarak uygulanan anesteziyle uyuşturulur. Uyuşturma, ekim operasyonu sırasında ağrıyı ortadan kaldırarak, hastanın konforlu bir süreç yaşamasını sağlar.

2. Greftlerin Çıkarılışı

İnce uçlu (0. 07 – 0.09) punçlar yardımıyla kılların çevresinde, çıkış açılarına uygun 4-6 mm derinliğinde kesiler oluşturularak, kıl yuvasıyla birlikte deriden gevşetilir. Saç derisi etrafında yuvarlak kesiler oluşturularak, gevşetilen kökler, sonrasında cımbız benzeri medikal bir aletle deriden çıkarılır.

3. Greftlerin Ayrıştırılması

Greftler yuvalarıyla birlikte deriden kesildikten sonra, sayılarına göre ayrıştırılır ve serum sıvısı dolu bir kabın içerisine yerleştirilir. Serum, vücut dışarısına çıkarılan köklerin, nemli kalmasını sağlayarak, yerleştirme işlemi gerçekleştirilmesine kadar, hayatta tutmaya yarar. Ayrıştırılıp, serum içerisine bırakılan kökler böylelikle ekime hazır hale getirilir. Ekime hazır hale getirilir [4].

Ekim Sonrası Donör Bölgede Neler Olur ? (Ne zaman iyileşir)

Saç ekimi işlemi gerçekleştirildikten sonra merak edilen konulardan biri de köklerin alındığı donör bölgenin nasıl bir süreçten geçeceğidir. Ekim işleminin sonlanmasının ardından donör bölgenin yaşadıkları şu şekilde sıralanabilir.

  1. Bölge işlemden sonra bandajlanır ve yıkama işlemi gerçekleştirilene kadar bandajlı kalır.
  2. Kökler ince uçlu punçlar aracılığıyla çıkarıldığından, donör bölgede iyileşme işlemi yaklaşık 1-2 hafta içinde tamamlanır. Bu süre içinde donör bölgede ağrı görülebilir, doktor tarafından verilen ilaçların düzenli kullanılması bu ağrıların hafiflemesine yardımcı olur.
  3. 3 günün ardından gerçekleştirilen yıkama işleminin ardından ise bandajlar çıkarılır ve tekrar takılmaz.
  4. Bandajlı olduğu süre boyunca nemli bir ortamda kalan donör bölgesindeki yaralar, bandaj çıkarıldıktan sonra kabuklarını dökmüş olur ve yerini kızarıklıklara bırakır.
  5. Kızarıklık ise kişiye göre değişse de yaklaşık 1-3 hafta arası sürer. Doktor tarafından önerilen kremler ve bakımlarla kızarıklık süresi daha kısa da sürebilir.
  6. İyileşme sürecine bağlı olarak donör bölgede kaşıntı ve şişlik de görülebilir. Donör bölgede görülen şişlik genelde kök alımına ya da anesteziye bağlı oluşur. İyileşme sürecinin bir parçası olduğundan, dikkat edildiği sürece zamanla etkisini yitirir.

Donör Bölgede İz Kalır mı?

Saç ekiminde FUE yönteminin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte saç ekimi sonrası donör bölgede gözle görülür bir iz oluşmamaktadır. Greftler çok ince uçlar aracılığıyla çıkarıldığından dışarıdan bakıldığında kimse donör bölgede herhangi bir iz görmez. Zaten çevresindeki diğer saçlar bu alanları gizler.

Donör Bölgede Tekrar Saç Çıkar Mı?

Saç ekimi donör bölge, hakkında merak edilen noktalardan biri de bu alanlarda tekrar saç çıkıp çıkmayacağıdır. Bu konuda yapılan çalışmalarda kesin bir veri ortaya konulamasa da alınan saç köklerinin çevresindeki hücrelerle beraber çıkması nedeniyle, bu alanlarda tekrar saç çıkmayacağı yönündedir.

Ekilen saçlar ne zaman çıkar? detaylı bilgiye hairsix.com.tr/ekilen-saclar-ne-zaman-cikar/ bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Kadınlarda Donör Bölge Nasıl Belirlenir?

Kadınlarda donör bölge, erkeklerlerle benzer süreç izlenerek belirlenir. Ancak şöyle bir handikap vardır, erkek ya da kadın farketmeksizin yaşanan dökülme kadın tipi saç dökülmesiyse, donör bölge ne yazık ki ekim için elverişli değildir. Saçın tümüne yayılan bir dökülme söz konusu olduğundan, donör bölge verimli yoğunluğa sahip değildir. Vücut kılları ise zaten istenilen yoğunluğu vermede, aksi çalışmalar bulunsa da yetersiz olduğundan kadın tipi saç dökülmesi için alternatif olmakta zorlanabilir.

Donör Bölgede Oluşabilecek Komplikasyonlar

Saç ekiminde FUE yönteminin kullanılmasıyla, donör bölgede oluşabilecek komplikasyon oranları neredeyse sıfıra düştü. Nadir de olsa donör bölgede görülme olasılığı olan komplikasyonları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Nekroz
  2. Hissizlik
  3. Dökülme
  4. Pigmet Değişikliği
  5. Kist

Nekroz

Donör bölgede nadir de olsa Nekroz görülebilir. Donör bölgede ortaya çıkan Nekroz, ekimden önce bölgeyi uyuşturmak için kullanılan anestezinin içerisine kanamayı durdurmak için eklenen andrenalin nedeniyle oluşabileceği gibi ekim sonrası çok sıcak su ile yıkanmak veya sıkı bandaj kullanmaktan  dolayı da oluşabilir [5].

Hissizlik

FUE yöntemi kullanılan saç ekimi operasyonlarında donör bölgede hissizlik oluşma ihtimali oldukça düşüktür. Anestezi etkisine bağlı olarak ortaya çıkabilir, yaklaşık 24 saat içinde etkisini yitirse de az sayı olsa da bazı kişiler yaklaşık 6 ilâ 12 ay arasında sürdüğünü de belirtmiştir.

Dökülme

Donör bölgede görülme olasılığı olan bir diğer komplikasyon da dökülmedir. Kan akışı azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan bu durum, genelde 3-4 ay sonra kendiliğinden geçer.

Piğment Değişimi

Donör bölgede görülme ihtimali en nadir olan etkilerden biridir. Güneş ışınlarına çok fazla maruz kalınması durumunda gelişir. Bu nedenle doktor tarafından tavsiye edilen bakım kurallarına dikkat edilmelidir.

Kist

Donör bölgede oluşan kistlerin en büyük nedeni greft çıkarma işlemi yapıldığı sırada, saç köklerin tam alınamamasıdır. Dolayısıyla ekimin yapıldığı yere ve ekimi yapan doktorun tecrübesine bakmak bu tipi komplikasyonların oluşma ihtimalini kısmen de olsa ortadan kaldırmaya yarayacaktır.

Sonuç olarak; saç ekiminde donör bölge özelliği ve yoğunluğu, uygun aday seçiminin ve cerrahi planlamanın değerlendirilmesinde esastır.